Gazze'de katledilen kadın ve çocuklar için İstanbul'da panel düzenlendi
Siyonist işgal rejiminin Aksa Tufanı sonrasından Gazze'ye yönelik sürdürdüğü soykırımda şehid olan kadın ve çocuklar için İstanbul'da "Gazze'de savaşın sessiz mağdurları: Kadınlar ve Çocuklar" paneli düzenlendi.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Filistinli Kadınlar Topluluğu ve Uluslararası Adalet Forumu tarafından gerçekleştirilen panele; Türk-Arap Derneği ve bazı sivil toplum kuruluşları da destek verdi.
İstanbul Üniversitesi Farabi Avrasya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kızılcık, Uluslararası Adalet Forumu Genel Sekreteri Ashraf Nasrallah ve İÜ Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zekai Kardaş'ın açılış konuşmalarıyla başlayan panel, 2 oturum şeklinde gerçekleştirildi.
Filistinli Avukat Ela Yağmur'un moderatörlüğünü yaptığı panelin ilk oturumunda; AK Parti İstanbul Milletvekili Rabia İlhan, İstanbul 2 No'lu Baro Başkanı Yasin Şamlı ve Gazeteci Sümeyye Sena Polat konuşmacı olarak katıldı.
Rabia İlhan
Filistin'de yaşananlara "hayır" demek için bir araya geldiklerini belirten AK Parti İstanbul Milletvekili Rabia İlhan, Türkiye'nin bu süreçte yalnızca eleştirel bir tutum ortaya koymadığını, aynı zamanda insani yardım, diplomatik girişimler ve uluslararası hukuk çağrılarıyla aktif bir pozisyon aldığını söyledi.
Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımların başlamasında en aktif ülkelerden biri olduğunu da vurgulayan İlhan, sivillerin yaşadığı dramın hafifletilmesi için sahada ve uluslararası platformlarda yoğun çaba sergilediğini ifade etti.
Yasin Şamlı
İşgal rejiminin Gazze'yi bombalamakla aslında kendi geleceğini bombaladığını aktaran İstanbul 2 No'lu Baro Başkanı Yasin Şamlı, Gazze'de yaşananların bir savaş olmadığını ifade etti.
Şamlı, "Savaş devletlerarasında yaşanan bir çatışmadır. İsrail şu anda maalesef bir devlettir ve onun saldırdığı Gazze devlet değildir, ordusu yoktur. 'Peki nedir Gazze?' sorusuna vereceğimiz cevap hem insani hem uluslararası hukuka göre kendisini, ülkesini ve hayat hakkını savunmaya çalışan bir halktır, topluluktur. İşte bir devlet bir halka saldırıyor. Savaşın da bir hukuku ve ahlakı vardır. Bu hukuka ve ahlaka İsrail'in asla riayet etmediğini görüyoruz. Savaşta sivillere, mabetlere, sivil hedeflere saldırılmaz ama bütün bunların yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla bunu bir savaş olarak tanımlamak bir hatadır. Bu bir halka yapılan soykırımdır, yok etme saldırısıdır. Önce bunu tespit etmemiz gerekiyor." dedi.
Yaşanan saldırıların yalnızca Gazzelileri tehdit eden saldırılar olmadığını belirten Şamlı, "İran saldırıları bize göstermiştir ki artık bütün insanlık israilin başını çektiği, Amerika'nın destek verdiği sapkın bir ideolojinin askeri güçle bütün insanlığı tehlike altına alınmasıdır. Gazzeli çocukları öldüren, İran saldırısında 168 kız çocuğunu öldüren bir zihniyetin Almanlara, İtalyanlara, Çinlilere, Japonlara saldırmayacağı söylenebilir mi? İran'da katledilen kız çocuklarını inançlarına göre tanrılarına adak olarak sunuyorlar. Eğer böyleyse tüm insanlık için bir tehlike var. Yalnızca Müslümanların değil tüm insanlığın bu saldırganlığa karşı çıkması gerekir." diye konuştu.
Sümeyye Sena Polat
Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Gazeteci Sümeyye Sena Polat, soykırımın katliamdan farklı olarak geleceği de yok etmeyi hedefleyen bir eylem olduğunu, tüm bunlara rağmen Filistinlilerin davalarından ve direnişten vazgeçmeyerek geleceklerine sahip çıktığını hatırlattı.
Toplumun geleceği için kadın ve çocukların iki önemli unsur olduğunu hatırlatan Polat, "Kadınlar toplumun en küçük yapısı olan ailenin, evin yöneticisidir. Bu anlamda kadın olmadığında toplum da olmaz. Çocuklar ise geleceğin soy anlamında devamıdır. İsrail çocukları, hastanelerde tüp bebek kliniklerini vurarak Filistinlilerin geleceğini yok etmek istiyor." şeklinde konuştu.
Panelin ikinci oturumunda; AK Parti İstanbul Milletvekili Yıldız Konal Süslü, Filistinli Kadınlar Topluluğu Başkanı Ela Hıdır ve Filistinli esir Gufran Zamel birer konuşma yaptı.
Yıldız Konal Süslü
Filistin meselesinin jeopolitik bir mesele olmadığını, insan hakları ve varoluş meselesi olduğunu belirten AK Parti İstanbul Milletvekili Yıldız Konal Süslü, bir sivil toplum kuruluşu ile Mısır'a giderek orada elleri ve ayakları işgal saldırılarında kopan çocukları gördüğünü, bunun için bir çalışma başlattığını kaydetti.
Süslü, işgal saldırılarından bir ayağı kopan Gazzeli Ömer adından bir mühendis ile Mısır'da tanıştığı ve ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un desteğiyle başlattıkları bir ampüte kampanyası ile çok sayıda kişiye destek olduklarını belirtti.
Gufran Zamel
Filistinli esir Hasan Seleme'nin eşi Gufran Zamel, "Bugün huzurlarınızda sadece sıradan bir hikaye anlatmak için bulunmuyorum. Aksine, Filistinli kadının hem zindanların içinde hem de dışında yaşadığı canlı bir gerçeği, bireysel acıyı aşan ve her Filistinli eve yayılan toplu bir ıstırabı dile getirmek için buradayım. Şu anda bizler burada otururken, parmaklıklar ardında aralarında akademisyenlerin, doktorların, öğretmenlerin, avukatların ve hatta reşit olmayan kız çocuklarının bulunduğu 86 Filistinli kadın tutsak bulunmaktadır. Ancak tablo sadece bunlarla sınırlı değil. Bugün yaklaşık 10 bin Filistinli esir gerçeğiyle karşı karşıyayız; bu da demek oluyor ki her gün korku, kaygı ve öldürücü bir bekleyiş içinde yaşayan 10 bin Filistinli aile var demektir. Her esirin arkasında uykusuz bir anne, yol gözleyen bir eş ve babalarının yokluğunda, belki de hiç gelmeyecek bir kavuşma umuduyla büyüyen çocuklar var." dedi.
Dünya Gazze’de yaşananlara şahitlik etmiş olsa da cezaevlerinin içinde sessizce yapılan bir başka soykırım daha olduğunu aktaran Zamel, "Cezaevleri artık sadece tutuklama merkezleri değil, insanı sistemli bir şekilde yok etme politikalarının uygulandığı kapalı alanlar haline gelmiştir. Esirler, dış dünyadan tamamen izole edilmektedir. Kızılhaç ziyaretlerinden mahrum bırakılarak, avukat görüşmeleri engellenerek ve aile ziyaretleri kesilerek bu tecrit idari bir prosedür değil; aksine insanın iradesini kırmak ve duvarların arkasında olup bitenleri gizlemek için kullanılan bir araçtır. Bu hapishanelerde kadın erkek fark etmeksizin tüm esirler her türlü ihlale maruz kalmaktadır." diye konuştu.
Ela Hıdır
Panelin son konuşmacısı olan Filistinli Kadınlar Topluluğu Başkanı Ela Hıdır, "Bu panel, Filistinli kadının rolüne ışık tutmaktadır. Sadece bir direniş sembolü olarak değil, toplumu yöneten ve inşa eden gerçek bir güç olarak bugün sizlere Türkiye'deki Filistinli Kadınlar Birliği Başkanı olarak hitap ediyorum ama aslında sadece bir kurum hakkında değil taşımaya çalıştığımız, sesleri yeterince duyulmayan kadınlar hakkında konuşuyorum. Bizler Birlikte inanıyoruz ki rolümüz sadece toplumsal çalışmalarla sınırlı değildir. Aksine, Filistinli kadının; şehit, esir, direnişçi, sürgün edilmiş, esir eşi ve anne olan kadınların sesi olmaktır." şeklinde konuştu.
İstatistikler Filistinli kadının toplumun yaklaşık yarısını oluşturduğunu ancak gerçeğin bunda ötesi olduğunu aktaran Hıdır, "Çünkü o sadece tek bir rol üstlenmez, aynı anda birden fazla rolü yerine getirir. Anne, eğitmen, geçim sağlayan, aktivist ve liderdir. İşte bu onu sadece toplumun bir parçası değil varlığının ve sürekliliğinin temel direği yapar. Filistinli kadın liderlik ve direnişin modelidir. Filistinli kadın hiçbir zaman davanın kıyısında kalmamış, aksine kalbinde yer almıştır. Çocuklarını şehit vermiş, esareti yaşamış, kaybın acısına dayanmış ve buna rağmen dimdik ayakta kalmıştır. Filistin'de liderlik sadece salonlarda değil sabır ve meydan okuma meydanlarında inşa edilir." dedi.
Panelin ardından Edebiyat Fakültesi Şeref Salonu'nda "Adalet Filistinli Kadınlar için" başlıklı serginin açılışı yapıldı. Sergide, Gazze'de hayatını kaybeden 22 bin kadın ve çocuğun isimlerinin yazılı olduğu 70 metrelik pankart açıldı. (İLKHA)